disscuss print

EVLENMEK İSTEYEN BEKARLAR EVLİLİK DOKTORU İÇİN TIKLAYIN...

Evlilikler neden başarısız oluyor?

Evlilikler neden başarısız oluyor?_resim
Evliliklerin bir çoğu hayaller üzerine kurularak inşa edilir.Çoğu zaman bir masal dünyasında geçecekmiş gibi algılanır ve böyle algılanmak istenir. Başlangıçta söz verilir, sözün tutulacağı ümit edilir .Ve çoğu masalın sonu mutlu biter ve masal '' ve sonsuza kadar mutlu olmuşlar temennisiyle biter , ve çoğu evlilikler ise ''ben böyle hayal etmemiştim'' sözüyle sonlanır( eğer sancısız bir şekilde bitebiliyorsa). Ne masallardaki evlilikler gerçek hayattaki gibidir ne de evlilik bir masal dır. Sonlanma , ayrılma , boşanma her ne kadar istenilmeyen bir durumlar ise de bazen sıkışıp kalmaya tercih edilebilir. Ama öncelikle insanlar neden iyi niyetle başladıkları bu yapı belli bir zaman sonra çürür ve yok olmaya başlar.

Evlilikleri başarısız kılan ve boşanmaya sebep olan belli başlı on tane neden sıralayabiliriz. Tabi ki bu kadar kompleks bir yapının bitişi bu sayacağım on madde ile sınırlanamaz. Ve ayrıca her evliliğin dinamiği farklı olmakla birlikte, o evliliği oluşturan bireylerinin de hem kendilerinin bireysel dinamiklerinin hem de ''ara alan'' olan ilişkinin dinamikleri farklıdır ve hepsini hesaba katarsak çok bilinmeyenli bir denklem oluşmuş olur. Bu on tane nedeni ise kompleks olanı biraz minimize etmek ve basitleştirmek ve insanların en çok öne sürdükleri bilinçteki nedenleri sıralamak adına belirtmiş olacağız. Bunların en başında ''yüksek beklenti'' gelir.

1) YÜKSEK BEKLENTİ

İnsanların çok az bir kısmı evlikten önce evlilikten beklentilerini tartışır ve buna zaman ayırır. Zaman ayırmayı bir kenara bırakın buna istekli olmazlar veya bunu çok mekanik görüler. Tabi ki birisine karşı bir şeyler hissetmek, aşık olmak gibi durumlarda masaya oturup tartışmak ve bir pazarlık sürecine girmek istemezler çoğu insanında aklına gelmez. Evlilik kararı ve bir ilişki başlatmak durumsal, anlık nedenlerle olur. Duygularının şiddeti ve baskınlığı uzun uzadıya oturup düşünmektense hızlı çözümler bulmak ister ve çabuk karar vererek, tartışma ve beklentileri konuşmanın gerekliğine inanmayız. Her ilişkinin başında, her evlilikte şu veya bu şekilde beklentilerimiz olur ve olmak zorundadır. Beklenti ilişkiyi baştan ve gerektiğinde evliliğe dönüştüren motor gibidir. Beklentinin varlığından ziyade ne beklediğimiz ,ne kadar beklediğimiz, ve kimden beklediğimizdir. Bazen beklentimiz karşı tarafın karşılayamayacağı kadar yüksek ya da karşı tarafta olmayanı istemek şeklinde olabilir. Bunun sonucunda hem karşımızdakini yorar, zorlar hem de kendimizi hayal kırıklığına uğratırız. Yüksek beklentilerin karşılanamayışı en çok evliliği bitiren nedendir. Bu bazen beklentide olduğumuz kişi için bir yük olabilir. Bunu bekleyen olarak da büyük bir açlıkla saldırabiliriz. Bu karşımızdakini geri dönmeyecek şeklide kaçmasına neden olur.

2) EVLİLİK DIŞI İLİŞKİ

Evliliklerde çiftler bazen cinsel, duygusal gibi bilinç düzeyinde başta sayılabilecek nedenlerle evlilik süreci içinde bir başkasıyla ilişki içine girebilirler. Benim gördüğüm kadarıyla başka bir ilişki kuran erkeğe karşı kadınlar bir az daha fazla toleranslıdır. Bu noktada aslında aldatılan kadın olmakla birlikte kendisini sorgulayanda kadındır. Bir kıyaslama içine girerek kendi kadınlığını ve eksikliğini sorgular. Tabi ki bu büyük bir güven kaybıdır. Bunun yaşandığı evlikler aslında çok ciddi hasar alır ve bu dava ''affedildiği'' söylense bile uzun sürer. Her tartışmada tazeliğini korur. Aldatan tarafı ise ilişki süreci içinde bir takım haklar bakımından geride bırakır. Yani bir kabahat işlemiş ve cezasını çekmelidir. Bazen de bana göre nadir, bu bir evliliğin sonu olabilir. Çünkü aldatılan eş bunu bir hakaret sayar ve haksızlığı uğramış hisseder. Kadınlığına/ erkekliğine saldırı ve benliğinin istila edilmesi sayar. Ve evliliği sonlandırma yoluna gider.

3) UYUM PROBLEMİ

Evlilik sadece fiziksek uyum değildir. Yani evlilik aşamasında çiftlerin sadece ‘’ boyu boyuna ‘’olması yeterli değildir. Zihinsel, heyecansal uyum en az birbirini beğenmek kadar önemlidir. Asıl evliliğin iskeleti bunun üzerine kuruludur. Çünkü siz ne kadar pahalı ve güzel olursa olsun bir tabloya belli bir süre bakarsınız belli bir zaman sonra onu kanıksar ve ilgilenmezsiniz. Boşanmaya götüren en önemli nedenlerden biri de budur. Çiftin birbirine düşünsel, duygusal bakımından uyum gösterememesidir. Evlilik yeni bir dil oluşturmaktır. Bu dil duygusal ve düşünseldir. Bu dil kurulmaz ve iki taraf tarafından benimsenmezse konuşamadığınız insanla aynı ortamda bulunmazsınız. Bunu en güzel olarak ‘’ bir şey paylaşamıyoruz’’, ‘’ hiçbir şey konuşamıyoruz ‘’ ifadelerinde çok sık rastlarız. Burada renklerin ve zevklerin tartışılmasından daha derin ve elzem bir şeyden söz ediyoruz.

4) DÜŞÜK TOLERANS VE KATILIK

Çiftler belli bir zaman sonra birbirlerinin davranışlarına karşı toleransları düşer. Buna gerekçe olarak da ‘’ artık dayanamıyorum, çok katlandım ve içimde çok birikti’’ gibi ifadeleri sunarlar.. Artık tolerans göstermenin alttan almak olduğu gibi bir yanılgı içine düşerler. Bu yanılgı ise bizi katı olmaya götürür. Katılık ‘’ esnek’’ olmamaya ve bunun sonucunda da katlanmanın kişinin kendisine haksızlık ettiğine dair bir inanç geliştirmesine neden olur. Eğer bir ilişki varsa ve devam ettirilmek ,isteniyorsa , esnekliğin asıl gerekli olduğu yer tartışma ve dalgalanmanın olduğu yerlerdir. Hoşgörü bu noktalarda bittiği ya da cimrilik edildiği noktalarda o evliliğin ömrü kısalır.

5) EVLİLİĞİ CİDDİYE ALMAMA

İnsanların birçoğu evliği toplumsal bir gereklilik ve vakti gelen bir eylem gibi algılarlar. Ev, araba tamam şimdi ise bir kadın/ erkek ve akabinde çocuk gerekli diye düşünerek sırf gereklilikleri yerine getirmek adına bunu gerçekleştirirler. Bu niyetle girişilen evliliklerin sağlıksız gideceği ortadadır. Evlilik düşünmenin yanında, duygusallığın harmanlandığı bir yapı olmalıdır. Bu yapının harcı bazen düşünmek, anlamaya çalışmak, kararları gözden geçirmek bazen de duyguların varlığıyla yoğrulabilir bir kıvamda bir sunumdur.

Rutin bir eylem gibi görülen ilişkinin beslenmesi halinde zafiyet sonucunda tükeneceği ortadadır. İlişki dinamik bir süreç olduğuna göre her daim beslemeyi gerektirir ve beslenmeyi hak eder.

6) AİLE BASKISI

Bazen evlilikler ebeveynlerin arzularını gerçekleştirmek adına kurulmaktadır. Evlenmek, ilişkiyi resmileştirmek bireylerin , çiftlerin arzuları doğrultusunda olması gereken bir süreçtir. Bazen ebeveynler kız ya da oğulları için kendi düşünce ve duygularına uyumlu olan bireyleri aday olarak görüp bu konuda bazen direkt bazen de dolaylı yoldan evlenmeye zorlamaktadırlar, Bu tarz gerçekleşen evliliklerin ömrü daha kısa süreli olmaktadır. Çünkü çoğu evlilik bireylerin kendi arzuları doğrultusunda gerçekleşip buna rağmen olumsuzluklar sıkıntılar yaşanıyorsa başkasının arzusunun temsilcisi olan adaylarla evliklerin ömrü uzun olmayacağı başından bellidir.

7) BİREYLERİN AİLE GEÇMİŞLERİNİN ETKİSİ

Boşanmış ailelerden gelen bireyler , boşanmamış ailelerden gelen bireylere göre boşanma olasılıkları daha fazla yüksek olmaktadır. Boşanmış ailelerden gelen çocuklar yetişkin olduklarında evlilik kurumuna inançları ve gerekliliği hakkındaki düşünceleri oldukça zayıftır. Boşanmanın gerçekleştiği ailelerden gelen bireyler verimsiz tartışmaların içinden geldikleri ve sonuçta boşanmaya tanık oldukları için başka tarzda bir iletişim ve evlilik biçimine sahip olmadıkları için onlar için evlilik çok büyük bir anlaşma gibi görünmemektedir.

8) İLETİŞİM EKSİKLİĞİ

Bu maddeden bahsetmek kavramsal olarak ne kadar klasik, ne kadar eskimiş olursa olsun bunun var olmadığı yerde hiçbir ilişkinin yürümeyeceği gibi, evlilik de nasibini olumsuz yönde alır. İletişim olmadığı yerde yanlış anlamalar, düşünce okumaları, yanlış değerlendirmeler her zaman olacaktır. Hatta yanlış anlamalar ve yeterince değerlendirilemeyen ve üzerinde konuşulmayan çoğu aslında çözümlenebilecek konu yüzünden evlilikler boşanma ile sonuçlanmaktadır.

9) BİRLİKTE PAYLAŞILAN ZAMANIN AZALMAYA BAŞLAMASI

Yeterince birlikte zaman geçirememek, eskisi gibi görüşememek, akşam eve geç gelme ya da evde olunsa bile konuşacak bir şey olmadığı düşünüldüğü için iletişim, konuşmanın tamamen ortadan kalkması ya da zorunlu olmadıkça bir şey paylaşılmaması insanları neden evlendim? Bir şey paylaşmıyorsam bu adam/ kadınla neden birlikteyim? Sorularının sorulmaya başladığı noktadan başlayan çizginin yönü hızlı bir şekilde boşanmaya kadar gidebilir.

10) HIZLI ÇÖZÜM YOLUNA GİTMEYE ÇALIŞMAK VE KOLAY VAZGEÇMEK

Her tartışmanın sonunda çiftler çözüme ulaşacaklar diye bir kural yoktur. Tartışmayı yakınlaşmak, birbirini tanımanın etkili bir yolu olarak görmek önemlidir.

Çiftler yaşadıkları sorunları hemen o anda bir an önce tez canlılıkla çözmek isterler ve karşı taraf konuşmak istemese bile hazlarını erteleyemeyip o anda çözüm için karşı tarafı zorlarlar.

Evlilik acele etmeden alınması gereken bir karar olduğu gibi ayrılmakta eğer yapılabilecek bir müdahale olmadığına inanıldığı takdirde verilecek bir karardır. Kolay vaz geçmek ve çatışma yaşamaktansa ve çatışmanın yaratacağı kaygıya katlanamayacağına inanan insanlar iyi ve kötü ivedilikle bir karara gitmek isterler. Bu tarz karar verme süreçleri çözüme götürmekten ziyade daha ciddi sıkıntılara ve çözümsüzlüklere götürmektedir.

FATİH SÖNMEZ / UZMAN PSİKOLOG




EVLENMEK İSTEYEN BEKARLAR EVLİLİK DOKTORU İÇİN TIKLAYIN...

Bu haber 26/09/2013 tarihinde eklenmiştir.
Bu haber 1580 kişi tarafından okunmuştur.

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
captcha
 
Authors