disscuss print

EVLENMEK İSTEYEN BEKARLAR EVLİLİK DOKTORU İÇİN TIKLAYIN...

Çalma – Hırsızlık

Çalma – Hırsızlık_resim
Çocuklarda çalmaların büyük bir bölümü, aile çevresinin çocuğa mülkiyet ve mülkiyetle ilgili haklara saygı göstermesi konusunda gerekli kavram ve alışkanlıkları aşılamakta başarı gösterememesinden ileri gelir. Çocukta doğuştan mülkiyet kavramı yoktur, çevresinde gördüğü, hoşuna giden ya da gereksinme duyduğu eşyayı çocuk kendine mal etmeye ya da düşünmeden kullanmaya girişir. Mülkiyetin anlamı çocuğun gelişimine uygun olarak ailece kendisine aşılanmalıdır.

Çalma olayı çocukta 5 yaşına kadar bir sorun oluşturmaz. Her çocuk nesnelere sahip olmanın anlamını ve başkalarına ait olan şeyleri alamayacağını öğrenmelidir. Bunu öğretmenin en iyi yolu, çocuğun kendisine ait eşyaları olmasını sağlamak ve yeterince büyüyünce kendisine harçlık vermektir. Çocuğun ayrı odası ve çekmeceleri olması da tercih edilecek bir durumdur.

Çocuk, ailenin diğer bireylerin ait olan şeyleri alma girişiminde bulunduğu zaman, kendisine bunların kime ait oldukları hatırlatılmalıdır. Çocuk da bunları ancak izin verildiği takdirde ödünç alabileceğini öğrenmelidir. Böylece çocuk, başkalarının mülkiyet hakkına saygılı olmayı öğrenecektir. Hiç kuşkusuz bu konuda bazı aksamalar olacaktır, ama bunlar fazla ciddiye alınmadığı ve sorun haline getirilmediği sürece çocuk tarafından dürüst davranma biçimi zamanla öğrenilecektir. Ana babaların da çocuklarına iyi örnek olmak için başkalarına ait şeyleri izinsiz almamaları gerekir.

Küçük yaşlarda çocuklar tarafından başkalarına ait olan bir şeyi izinsiz alma davranışına sık rastlanır. Ancak bu tür eylemleri «çalmak» anlamında kabul etmemek gerekir. Hattâ bazı uzmanlara göre, suçluluk kategorisine girdiği halde, önemsiz sayılan suçlan işlemeyen hemen hiç kimse yoktur. Fakat bu, çocukların tümünün gelecekte de suçlu olacağı anlamına gelmez. Çocuklar henüz hangi kurala uyulup hangi kurala uyulmayacağının yeterince bilincinde değildirler. Bazı ülkelerde cezai sorumluluğun başladığı yaş olarak belirlenen, mülkiyet duygusunun geliştiği 8 yaşındaki çocuklar henüz erişkin yaşamını yönetecek dengeye sahip değillerdir.

Gelişimin ilk evrelerinde çocuk yaşamını, çoğu antisosyal karakterde olan içtepileriyle (impulse) yönlendiren ve böylelikle doyum sağlayan bir bireydir. Ancak, gelişim süreci içinde çocukların büyük bir bölümünün sosyalleşmiş birer birey olarak çevrelerine uyum sağladıkları görülür.

Suçlu bir bireyle suçlu olmayan birey arasındaki en belirgin fark, suçlu olmayan bireyin «suçluluk içtepilerini» (impulse) kontrol edebilmesi ve toplumsal açıdan zararsız bazı faaliyetlerle onlara çıkış yollan aramasıdır

Çalma bir uyum ve davranış bozukluğu belirtisi (semptom) olarak kabul edilmeli ve bunun bir alarm sinyali olduğu bilinmelidir. Bu, yalan, evden ve okuldan kaçma, gece korkuları., takıntı ve saplantılar gibi diğer belirtiler ve davranış bozuklukları için de geçerlidir. Böyle bir belirtinin süregelmesi ya da öteki belirtilerle birleşmesi halinde psiko-pedagojik önlem almak gerekir.

«Hırsız» sözcüğü çalmayı alışkanlık haline getirmiş çocuklar için kullanılır. Bu tip çocuklar, çeşitli anti-sosyal davranış (suçluluk) karakteristikleri gösterirler.

ÇALMA ÇEŞİTLERİ

Yapılan hırsızlıklar çeşitli kategorilere göre şöyle ele alınabilir:

1. Çalman Objenin Kullanılması

# Yarar sağlamayan hırsızlıklar: Çocuklardaki karakteristik çalma biçimidir.

# Cömertlik hırsızlıkları: Çalınan obje dağıtılır. Bu hırsızlıklar özgeci ve değer kazanmak amacıyla yapılır.

# Gereksinim hırsızlıktan: Yoksul, evden kaçan ya da amaçsız dolaşan çocuklarda görülür. Para hırsızlıklarının birçoğunda, çocuk ya da gencin şiddetle gereksinme duyduğu veya istediği bir şeyi elde etmek için çaldığı ileri sürülebilir. Ancak hırsızlığın kötülüğünü iyice öğrenmiş olan çocuk, gereksinme ne denli önemli ve güçlü olursa olsun, bunu hırsızlık yoluyla doyurmaya kalkmaz.

2. Patolojik Hırsızlıklar

• Saldırgan hırsızlık: Zarar verme amacı baskındır.

• İçtepisel (impulsive) hırsızlıklar: Çalma eylemi düşü-nülmeksizin ve bir plan yapılmaksızın gerçekleştirilir.

• Zevk hırsızlığı: Çalma zevki her şeyden öndedir. Bu tür hırsızlıklar ergende ve çete suçlarında görülür. Tehlike ve korkuyu yenme zevkiyle birliktedir. Bu tür hırsızlıklarda yeni ve heyecan verici deneyimler yaşamak ya da çevresini atlatarak bir üstünlük veya egemenlik duygusu elde etmek amacı yatmaktadır. Çocuk ve gençlerde bu isteklerin doyurulması doğal ruhsal bir gereksinmedir. Bu istekler yararlı birtakım eğitsel faaliyetlerle yönlendirilmediği takdirde, çocuk bunu, komşunun bahçesinden meyve, pastacıdan çörek, vb., otellerden havlu çalma yoluyla doyurmaya kalkışır. Bu tür hırsızlıklar genel olarak grup halinde işlenir ve çokluk çalınan nesneyle bir gereksinmeyi karşılamak söz konusu değildir.

• Telafi hırsızlıkları: Aşağılık duygusu olanlarda, çekingen ve duygusal kişilik yapısındakilerde görülür. Burada sevgi eksikliği telafi edilir. Bunlar aynı zamanda kardeş doğumu, kardeşler arası kıyaslama gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan kıskançlık ve avunma hırsızlıklarıdır.

Bu tür hırsızlığa şu vaka tipik bir örnek oluşturmaktadır: 11 yaşındaki B., babasının ölümü, annesinin de evi terketmesi üzerine babaannesi tarafından büyütülmüştür. B.’nin arkadaşlarının eşyalarını, özellikle dolap anahtarlarını çalarak biriktirdiği dikkati çekmiştir. B.’nin anti-sosyal karakterdeki bu davranışı ilgi ve sevgi açlığını telafi etme, giderme şeklinde yorumlanmıştır.

Çocuk ve gençlerin hırsızlıklarının bir bölümü, ana baba baskısına ya da duygusal etkileşim eksikliğine karşı bir tür simgesel davranıştır. Bu tür hırsızlıklar doğrudan ana baba otoritesine yöneltilmiş olabilir. Burada, hırsızlık başkalarına ait şeyleri çalma yoluyla onları atlatmak ve onlardan daha üstün olduğunu kanıtlamak ya da onların emir ve yasaklarına karşı gelmek için yapılmıştır.

Araştırma bulgularımız, deneklerimizin % 40′mın «küçük yaşta edinilen başkalarına ait olan şeyleri çalma alışkanlığı» na sahip olduğunu göstermiştir. Bu alışkanlığa en çok sahip olan deneklere, mala ilişkin suçlu grubunda % 70 oranında rastlanmış, bu oran cinsel suçlularda % 33, şahsa ilişkin suçlularda % 27,5 olarak saptanmıştır.


İzmir-psikolog.com




EVLENMEK İSTEYEN BEKARLAR EVLİLİK DOKTORU İÇİN TIKLAYIN...

Bu haber 05/03/2015 tarihinde eklenmiştir.
Bu haber 1124 kişi tarafından okunmuştur.

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
captcha
 
Authors