disscuss print

EVLENMEK İSTEYEN BEKARLAR EVLİLİK DOKTORU İÇİN TIKLAYIN...

Kuşaklar Arası Çatışma ve İsyan

Kuşaklar Arası Çatışma ve İsyan_resim
Birey, çocukluk evresinde ailesine karşı alıcı durumdayken, ergenlikte bu tutumun değiştiği, ergenin aileden uzaklaşmaya başladığı görülür. Ergen, yaşam hakkında kendi düşünce ve duyuş biçimlerini anlayabilmek için ailesinden uzaklaşmaktadır. Düşünce alanında sadece anne babadan gelen etkiler yerine, başkalarının düşüncelerini de içine alan yeni alanlara ilgi duymaktadır. Artık ergen, ailesinde gördüğü davranış biçimlerini grubun davranış ölçülerine uyarlamaya çalışır.

Ergenin bu tür davranışının temelinde, başkaları tarafından beğenilmek, kabul edilmek isteğiyle, şiddetli bir bağımsızlık arzusu ve yetişkinlere kendisini bağımlı kılan bağlardan kurtularak kendi kişiliğini kanıtlama gereksinimi bulunmaktadır. Ergenin özerkliği için sürdürdüğü savaşım, yalnızca ailesine karşı değil, tüm otoriteye karşıdır.

îki kuşağın farklı biçimde sosyalleşmesi, kuşaklar arasında düşünce, inanç ve eylem bakımından farklılık yaratmaktadır. Böylelikle, anne babaların özümlediği sosyal ve kültürel biçimler, çocukların öğrendikleriyle az da olsa farklılık göstermektedir.

Yine yaş ilerledikçe sosyalleşmenin azalması ya da topluma uyumda belirgin bir azalmanın görülmesi, kuşaklar arası boşluğu arttıran bir başka nedendir.

îşte kuşaklar arasındaki bu farklı duyuş ve düşünüş nedeniyle, anne ve babayla ergen arasında yeterli düzeyde, dostça bir ilişki kurulamamaktadır.

Kuşaklar arası çatışmaya neden olan diğer etkenlerin başında, büyümeyle yeni olanaklar edinen ergenin kendini yetişkin olarak kabul ettirme çabası gelir. Ergen bu yolla kişiliğini kabul ettirmeye çalışır. Davranışlarından dolayı kendisine çocuk muamelesi yapılan genç sık sık isyan eder. Bu isyanı bir genç şöyle dile getirmektedir:

«Sevgili defter! Sana burada nokta koymak zorundayım. Bunu hiç istemezdim, ama mecburum. Telefonlarımı dinleyen bazı meraklı kişiler, yanılmıyorsam artık sana yazdıklarımı da okuyorlar. Bu, utanç verici bir şey, adi ve basit bir hareket, zaten bu evde yaşadığım sürede hiçbir zaman kendime ait özel bir şeyim olmadı. Bu terbiyesizlikler bile beni yıldıramaz, acı çeksem de bağrılıp çağrılsam da, eğer benim üzülmem onları mutlu ediyorsa, hayatımın sonuna dek üzülmezdim, înada inatsa, bu sürekli sinir ve gerilim savaşını ben kazanacağım.»

Çatışmaya neden olan diğer bir etken, çocuklarının yeni statülerine ana babanın uyumda güçlüğe uğramalarıdır. Anne babanın sosyalleştirme kurumu niteliğindeki rehber rollerinden, çocuklarını kısmen kendileriyle eşit statüde görmek şeklindeki rol değişimi bu zorluğu yaratmaktadır.

Gelişme aşamasında olması nedeniyle^ ergenin hızlı öğrenmesi karşısında yetişkinin yeni kavram ve kuralları öğrenebilmesi zor olmaktadır. Onun artık temel kişilik değişmelerine uğramadığı görülür.

Eğitimsel farklılaşmalar ya da eğitimler arasındaki çelişkiler, iki kuşağın anlaşmazlıklarını arttırmaktadır. Bu farklılaşma ve çelişki, ya düşük düzeydeki sosyo-ekonomik çevreden gelen çocukların yüksek öğrenim görerek babalarını aşmalara ya da iki kuşağın izledikleri öğretim programlarının birbirinden farklı olmasından kaynaklanmaktadır. Bu da farklı beklenti, değer ve davranışların kazanılmasına neden olmaktadır.

Ülkemizde gerçekleştirilen araştırmalara göre, gençlerin anlaşmazlık gerekçelerini, baba ve geleneksel aile otoritesine bağımlı olmak istememeleri oluşturmaktadır.

Ülkemizde kuşaklar arası çatışmayı konu alan araştırmalara göre, anne baba bu dönemin psikolojisinden habersiz olarak, egemen olma eğilimi göstermekte, ailede eğitimin yalnızca büyüklerin nüfuzuna dayandığı gözlenmekte, ergenin arkadaş gurubuyla anne babasının ayrı fikir ve görüşlere sahip oldukları anlaşılmaktadır.

Aynı araştırmalarda gençler, ailelerinin tutuculuğundan, özgürlüklerini kısıtlamalarından, çocuk yerine konulmaktan, anlayış ve hoşgörüden uzak olmalarından ve kendilerine söz hakkı tanınmamasından yakınmışlardır.

Yine gençlerin başlıca sorunları arasında, anne babalarının yeterli düzeyde öğrenim görmemeleri, karşı cinsten arkadaş istememeleri ve bugünkü yaşamın gereklerine ayak uyduramamaları gelmektedir. Ergenler, aileleriyle olan çatışmalarını şu sözlerle dile getiriyorlar:

«Ailem benden fazla şeyler umuyor.»

«Annem ve babamla kişisel sorunlarımı konuşamıyorum.»

«Hata yapınca aileme söylemekten çekmiyorum.» «Ailem eve geç gelmeme kızıyor.»

«Ev yaşamımdaki anlaşmazlıklar huzurumu kaçırıyor.»

«Ailem kendi yetiştiği zamanın gereklerini yerine getiriyor; kendileri nasıl yetiştiyseler, çocuklarını da öyle yetiştirmek istiyorlar. Oysa zamanın beraberinde getirdiği pek çok değişiklik var.»

«Kimsenin bana karışmasını, büyüklerin bana öğüt vermesini istemiyorum. Annem, babam ya da ablalarımın herhangi bir davranışımı eleştirmesi ve doğru olanı göstermesi beni fazlasıyla kızdırıyor. Sanki her şeyi onlar doğru biliyorlar ve her şeyi yanlış yapan benim. İşte böyle düşündüğümden, birçok şeye itiraz ediyor ya da hiçbir tepkide bulunmayarak onları önemsemiyormuş gibi davranıyorum.»

«Ailem bana çocukmuşum gibi davranınca çok sinirleniyorum. Ailem, çoğunlukla arkadaşlarımla birlikte bir yere gitmemi engelleyince çok kızıyorum. «Neden bana güvenmiyorlar?» sorusu uykularımı kaçırıyor. Oysa, onların güvenini sarsacak bir şey yapmadım, yalan söylemedim. Bu duygularla kendimi haklı görüyor, onların geri kafalı olduklarını düşünüyorum.»

«Ailemle pek çok sürtüşmelerim oluyor. Bu çatışmaların nedenleri, genellikle davranışlarımdaki karşı gelen tutumdan, konuşmam, giyimim, saçımın şekli, yürüyüşüm, dağınıklığım ve arkadaşlarım gibi konulardan kaynaklanıyor.»

«Bir erkek arkadaşım var. Ama o, diğer arkadaşlarımdan farklı bir yere sahip. Onunla birlikte olmaktan, dertlerimi ve sevinçlerimi paylaşmaktan hoşlanıyorum. Diğer arkadaşlarımdan evde rahatlıkla söz edebildiğim halde, onun hakkında bir şey söylemekten kaçmıyorum. Daha doğrusu, onun varlığından ailemin haberi yok, yalnızca arkadaşlarım biliyor. Bunun nedeni ise, ailemin beni ne kadar sıkmasa bile böyle bir şeye izin vermeyeceğini bildiğimdendir. Annem ve babama bazen söylemek istiyorum, ama karşı çıkacaklarından korktuğum için cesaret edemiyorum. Şimdiye kadar ailemden gizli ve habersiz hiçbir şey yapmamıştım. Fakat bu olayı ailemden gizliyorum, bu da beni çok rahatsız ediyor, sürekli gerginlik duyuyorum. Onlara söyleyebilsem belki bu gergilikten kurtulacağım, fakat onunla arkadaşlığımın bitmesinden endişeleniyorum. Bunun için yine söylemekten vazgeçiyorum.»

izmir-psikolog.com




EVLENMEK İSTEYEN BEKARLAR EVLİLİK DOKTORU İÇİN TIKLAYIN...

Bu haber 05/03/2015 tarihinde eklenmiştir.
Bu haber 1176 kişi tarafından okunmuştur.

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
captcha
 
Authors