disscuss print

ÜCRETSİZ HOSTİNG İÇİN TIKLAYIN...

Psikolog Melisa Küçük Dedeoğlu - Muğla

Psikolog Melisa Küçük Dedeoğlu - Muğla_resim “Alışveriş hastası mıyım?”

Muğla Bodrum’da yaşayan Uzman Psikolog Melisa Küçük Dedeoğlu alışveriş çılgınlığına dikkat çekerek, “Bitmez tükenmez alışveriş çılgınlığının neresinde duracağımızı bilmek şart oldu” diye konuştu.

Yaptığınız alışveriş miktarının ihtiyaçlarınızın ne kadar üstünde olduğunu soran Uzman Psikolog Dedeoğlu, “Peki bunları düşünürken alışveriş hastası olabileceğiniz aklınıza geldi mi?” diye konuştu.

Artan mutsuzluğumuzun mağazalardan sonra ilişkileri de tükettiğini işaret eden Uzman Psikolog Melisa Küçük Dedeoğlu, “O benliğimizi kuşatan kıyafet, aksesuar ve buna benzer birçok nesnenin harikulade ustalıkla sergilendiği o mağazalara girmesek bile vitrinlerin önünde günümüzün belli bir süresini harcamaktan mutluluk duyuyoruz.

Mutluluk ihtiyacımız arttıkça, vitrin önlerinde geçirilen ve harcanan paraların oranı da paralellik gösteriyor. Artık, alışveriş bir çılgınlık halini aldı. Ve bu çılgınlığın neresinde duracağımızı bilmek şart oldu.” diye konuştu.

Sürekli değişen mevsimlik moda rüzgarları ve bunu takip etmeye çalışan bir çok kişinin bu çılgınlığı giderek büyüyen bir zincir haline getirdiğini anlatan Uzm. Psikolog Melisa Küçük Dedeoğlu, bu durumu tetikleyen birçok neden olduğunu söyledi.
Psikolog Küçük Dedeoğlu’nun güzel yazısı şu şekilde devam ediyor:

“Ama önce durup bir düşünmelisiniz. Yaptığınız alışveriş miktarı ihtiyaçlarınızın ne kadar üstünde. Peki, bunları düşünürken alışveriş hastası olabileceğiniz aklınıza geldi mi?

Alışveriş hastası mıyım?

Son zamanlarda ihtiyaç duymadığınız her şeyi alıyor musunuz? Dışarı her çıktığınızda X marka bu kadar indirim yapmış, Y marka kampanya başlatmış bahaneleriyle her seferinde aliniz kolunuz paketlerle dolu eve mi geliyorsunuz? Gardırobunuz belki bir gün şuraya gidersem giyerim diye düşünüp aldığınız, ancak hala etiketleriyle duran kıyafetlerle mi dolu? Ayakkabı ve çanta alışverişinde bir türlü kendinize hakimiyet kuramıyor musunuz?

Peki ya bütün ay deli gibi çalışıp kazandığınız maaşınızdan geriye kalan size bir şey ifade etmiyor mu? Üstelik bütün bu aldıklarınızın çoğunu eve geldiğinizde beğenmiyor musunuz? “Biri beni durdursun” cümlesini sık sık söyler mi oldunuz? Ya da geceleri vicdanınızla boğuşurken, aldığınız her şeye mantıklı bir neden arayarak kendinizi mi kandırmaya çalışıyorsunuz? O zaman durup düşünme zamanı. Özeleştiri yapmalı ve bazı gerçeklerle yüzleşmelisiniz.

Yukarıdaki bütün sorulara cevabınız evet ise üzgünüm bu çılgınlığa kapılmışsınız. Yine üzgünüm, çünkü gerçek olan siz bir ALIŞVERİŞ HASTASISINIZ.

Nedir bu oniomania?

Tıp dilinde oniomania olarak adlandırılan ve compulsive shopping olarak da bilinen alışveriş hastalığı, kişinin ihtiyacı ve yeterli parası olmaksızın, düşüncesizce birçok şeyi satın almasıdır.

Dizilere konu olmaya başlayan oniomania, özellikle benim de müdavimi olduğum Avrupa Yakası dizisinde yaratılan Şahika karakteri ile gözler önüne serilmekte.

Alışveriş hastalığına kapılan kişiler alışveriş sonrası sıkıntı ve suçluluk duyarlar. Alışveriş yapamadıkları zamanda sıkılır ve kendilerini kötü hissederler. Bu sıkıntılarını gidermek içinde tekrar alışveriş yaparlar. Bu durum tam bir kısır döngüdür. Kişi bunu bilinç dışı yapmaya başlar.

Kendilerini kısa bir süre rahatlamış hissederler. Kişi aslında bu sayede artan mutsuzluğunu bastırmaya çalışır. Paylaşılamayan mutsuzluk kişiyi bu yönde bir rahatlamaya iter.

Aile içinde yaşanan sıkıntılar, , kendini sözel ifade edememe, yaşanılan sorunları uygun dille açıklayamama gibi iletişim problemleri kişide sıkıntı ve gerginlik hali yaratır. Öte yandan, kişinin özsaygı ve özbenlik algısındaki düşüklük, kendini yeterli görmeme, kendi özelliklerine değil sahip olabileceklerine değer verme gibi birçok kişisel neden bu hastalığa yakalanmanın temel nedenleridir.

Alışveriş hastalığından söz edilse de, tıpta henüz hastalık sınıflandırması içinde değildir. Ancak artık bu durumun etkileri birçok hayat yıkmaya başlamıştır. Özellikle neden olduğu kredi kartı mağduriyetleri, bitmek tükenmeyen aile içi kavgalar en başlıca nedenlerdir.

Ekonomik durumu elveren kesim dilediğince alışveriş yapabilmesine karşın diğer grup bu özgürlüğe sahip olamadığı için yaşadığı stresi eşine ve çocuklarına yansıtmaktadır. Bir çoğu, her seferinde evden çıkarken kendine söz verir.

Bu sefer asla bir şey almayacağım diye ama nafile, elleri yine dolu gelir gerisin geri evine Bayanların daha çabuk etkilendiği bu hastalık erkekleri daha çok elektronik eşya alma konusunda esir almaktadır.

Özellikle kış aylarında insanın ruhsal anlamda daha depresif olması kendini daha mutsuz hissetmesi, bu durumun en büyük tetikleyicisidir. Bunu fırsat bilen işletmeciler de kişilerin ruhlarını okşayıcı, onların bu zayıf yanlarını avlayabilecekleri promosyonlar aracılığıyla hedefi tam 12den vuruyorlar.

İnternet bu hastalığın neresinde?

İnternet dünyasında yaygınlaşan online alışveriş siteleri bu çılgınlığın büyük parçalarından biri. Gittigidiyor , alışverişsepeti.com , hepsiburada gibi daha birçok alışveriş sitesi kişilere aldıklarını deneme fırsatı tanıyamasa bile avantaj sağladığı ve hastalığı tetikleyici yönleri de var.

Çok acil durumlar karşısında bize alışveriş olanağı tanıyan sanal dünya bazen hayat kurtarıcı rol oynayabilmekte. Öte yandan farklı bir açıdan bakıldığı zaman sosyal fobisi olan, içekapanık yapıya sahip kişiler daha çok Internet üzerinden alışverişi tercih ediyor.

Bireyler arası iletişimin mümkün olmadığı bu platform sayesinde sıkılmadan, yorulmadan saatlerce bilgisayar başında birçok vitrin gezebilmekte ve sayısızca ürünü sipariş edebilmekteler. Oysa yaya olarak alışveriş yapmayı tercih etse, belki de 5–6 mağaza sonrası yorulup almaya bir son verecektir.

Tetikleyici unsurlar neler?

Firma sahiplerinin yaptığı cazip indirimler, 2 haftada bir yapılan yeni kapmalar, dikkat çekici renklerlerle düzenlenen vitrinler ve sürekli etrafımızı kuşatan reklamlar, insanları alışverişe sürükleyen başlıca nedenlerdir.

Bunun yanı sıra bankaların vermiş olduğu kredi kartları ve bu kredi kartlarının sunduğu cazip taksit olanakları ile alınabilirliği artan ürünler bu çılgınlığın büyük bir parçası. Değişen değerler de büyük bir paya sahip.

Özellikler gençlerin kişisel özelliklerden sıyrılarak kişilerin sadece sahip olduğu maddi ürünler bazında bir değerlendirme yapmaları, sürekli bir trend yakalama arzusu gençleri benliğinden uzaklaştırıp mağazalara itmekte. Çoğu genç artık kendini bile giydikleri ve sahip oldukları ile algılar oldu.

Sonuca baktığımız zaman bu hastalık bizi sadece maddi açıdan değil, artık hem manevi, hem de ilişki boyutunda tüketmeye başlamış durumda. Aşk ilişkileri bile sevgililerin birbirlerine ne kadar hediye aldığıyla ölçülür hale geldi. Ürün sahipleri bu durumu günden güne alınan hediyelerin maddi seviyesini yukarı çekerek zirveye taşıyor.

Nasıl kurtulabiliriz?

Her şeyden önce bu durumdan kurtulmanın tek yolu hastalığın farkına varmanız. Kendiniz fark edemez durumda yaşıyorsanız çılgınlığı, sizi uyaracak kişilerin etrafınızda bulunması ve duruma el koyması gerekir.

Evden çıkarken ihtiyaçlarınızı gözden geçirin. Gerekirse eksikleri bir liste yapın ve görebileceğiniz en yakın yere iliştirin.

Her dışarı çıktığınızda listeye göz atın hatta yanınıza alın. Eğer tüm bunlar da yeterli olmuyorsa alışverişe çıkacağınız zaman sizi kontrol edebilecek gerektiği durumlarda uyaracak hatta almanızı engelleyebilecek bir yakınınızı yanınızda bulundurun.

Gerekli farkındalığa sahip olunca da bir süre yanınıza kredi kartlarınızı almayın, sadece nakit parayla alışverişe çıkın.

Bütün bunlar yine de kontrol sağlamanız için yeterli olmuyorsa bir uzmandan yardım almanız gerekmektedir.”


İLETİŞİM BİLGİLERİ:




ÜCRETSİZ DOMAİN İÇİN TIKLAYIN...

Bu haber 19/11/2012 tarihinde eklenmiştir.
Bu haber 1993 kişi tarafından okunmuştur.

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
captcha
 
Authors