Güvenli bağlanma rehberi: İlişkilerde panikten huzura geçiş
Klinik Psikolog Cumali Aydın, romantik ilişkilerde güvenli bağlanmanın sevginin sürekliliğine dair içsel bir güven oluşturduğunu ve bu sürecin geliştirilebilir olduğunu açıkladı.
BİLGE TÜRK | İYİ PSİKOLOG
İSTANBUL, TÜRKİYE — Romantik ilişkilerde güvenli bağlanmanın, sevginin sürekliliğine dair sarsılmaz bir içsel güven hissi oluşturduğunu belirten uzmanlar, bu kişilerin hem kendisini hem de partnerini değerli gördüğünü vurguluyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, güvenli bağlanmanın sabit bir kader olmadığını; duygusal farkındalık ve düzenleme becerileriyle her yaşta geliştirilebileceğini aktardı.
Güvenli bağlanma: Sevginin görünmez çapası
Güvenli bağlanma, kişinin hem kendisini hem de partnerini güvenilir ve kıymetli bir varlık olarak görmesiyle karakterize edilen bir tutumdur. Bu bağlanma biçimine sahip bireyler, ilişkide sürekli bir tehdit algısı yaşamazlar. Klinik Psikolog Cumali Aydın, güvenli bağlanan bireylerin davranışlarını şu sözlerle örneklendiriyor: “Bu bireyler partneri akşam yemeğine geç kaldığında hemen ‘artık beni önemsemiyor’ gibi yıkıcı sonuçlara varmaz. Aksine, önce gerçekçi ve mantıklı açıklamaları düşünür. Bir tartışma yaşandığında ise ilişkiyi bitirmek yerine ‘şu an zorlanıyoruz ama bunu birlikte çözebiliriz’ diyerek onarıcı bir tutum sergiler.”
Araştırmalar, güvenli bağlanma stiline sahip kişilerin ilişki doyumunun çok daha yüksek, kıskançlık düzeylerinin ise anlamlı ölçüde düşük olduğunu kanıtlıyor. Bunun temel sebebi, güvenli bağlanmanın sevgiyi sürekli kanıtlarla doğrulatmak zorunda bırakmayan içsel bir "emin olma" halidir.
Kaygılı ve kaçıngan döngüler: İlişkiyi tehdit eden algılar
Güvensiz bağlanma stilleri genellikle kaygılı, kaçıngan ve korkulu-kaçıngan olmak üzere üç ana başlıkta toplanır. Bu stiller genellikle erken dönem çocukluk deneyimlerinden ve ebeveynlerle kurulan ilk ilişkilerden beslenir. Aydın, bu stillerin ilişkideki yansımalarını şu şekilde detaylandırıyor:
-
Kaygılı Bağlanma: Kişi mesajlara geç dönüldüğünde yoğun bir huzursuzluk yaşar ve partnerine sürekli “Beni gerçekten seviyor musun?” diye sorma ihtiyacı hisseder. Partnerinin sosyal hayatını veya dış dünyasını kendi varlığına karşı bir tehdit olarak algılar.
-
Kaçıngan Bağlanma: Duygusal yakınlık taleplerinden rahatsızlık duyar. Partneri yakınlaşmak istediğinde konuyu değiştirebilir, “Bunu bu kadar büyütmeye gerek yok” diyerek mesafe koyabilir ve tartışma anlarında genellikle içine kapanıp susarak geri çekilir.
-
Korkulu-Kaçıngan Bağlanma: Bu bireyler hem yakınlık kurmayı arzular hem de incinmekten ölesiye korkar. Bu çelişki ani geri çekilmelere yol açar; bir gün aşırı ilgi gösterirken ertesi gün tamamen uzaklaşabilirler.
Bağlanma stili bir kader mi? Değişim mümkün mü?
Güvenli bağlanmanın geliştirilebilir bir süreç olduğuna dikkat çeken Cumali Aydın, bunun değiştirilemez bir kader olmadığını önemle vurguluyor. Değişim süreci, kişinin kendi ilişki örüntülerini sorgulamaya başlamasıyla başlar: “Neden hemen terk edilme korkusuna kapılıyorum?” veya “Yakınlık artınca neden daralıyorum ve kaçmak istiyorum?” gibi sorular farkındalığın kapısını aralar.
Duygusal düzenleme becerileri güçlendikçe bireyin otomatik tepkileri yumuşar. Aydın, “Mesaj geç geldiğinde panik yapmak yerine bekleyebilme kapasitesinin artması, bu değişimin somut bir göstergesidir” diyor. Terapötik süreçler, güvenli ve tutarlı bir partnerle kurulan ilişki deneyimi ve dürüst iletişim bu dönüşümü en çok destekleyen unsurlardır.
Çatışma sonrası onarım: Mutlu çiftlerin ortak sırrı
Güveni artırmak için söz ve davranış uyumu (tutarlılık) ve açık duygu paylaşımı kritik bir rol oynamaktadır. Aydın, suçlayıcı dil yerine (“Sen hep böylesin!”) duygu odaklı bir dilin (“Böyle davrandığında kendimi değersiz hissediyorum”) kullanılmasını öneriyor.
Önemli bir araştırmaya atıfta bulunan psikolog, mutlu çiftlerin hiç tartışmayan çiftler olmadığını, aksine tartışma sonrası "onarım" yapabilen çiftler olduğunu hatırlatıyor. Empatik dinleme ve tartışmanın yarattığı duygusal hasarı tamir etme isteği, güvenli bağlanmanın en temel göstergelerinden biridir.
Öz-şefkat: Dış onaydan içsel huzura yolculuk
Güvenli bağlanma, sadece doğru partneri bulmakla değil, kişinin kendi iç dünyasını düzenleyebilme kapasitesiyle yakından ilişkilidir. Öz-değeri dış onaya veya partnerinin onayına bağlı olan bireyler, en küçük bir eleştiriyi reddedilme veya terk edilme olarak algılama eğilimindedir. Özgüveni sağlam ve öz-şefkati yüksek olan bireyler ise bu durumu kişisel bir yıkım olarak yaşamazlar.
Duygularını tanıyan bir birey, öfkesini pasif-agresif yollarla değil, “Şu an kırıldım ve buna ihtiyacım var” diyerek doğrudan ifade edebilir. Aydın, sözlerini şu çarpıcı tespitle tamamlıyor: “Sağlıklı ilişki, iki mükemmel insanın değil; kendi duygusal sorumluluğunu alabilen iki yetişkinin kurduğu ilişkidir.”













